12 Kişiyi Uyurken Baltayla Öldürmeye Çalışan Baltalı Katil - Birnebze.com
Bizimle iletişime geçin

Yararlı Şeyler

12 Kişiyi Uyurken Baltayla Öldürmeye Çalışan Baltalı Katil

Esrarengiz olaylar serimizde bu hafta; eğlencesi, barları ve caz müziği ile ünlü New Orleans’ı kana bulamış, kendisini görünmez bir şeytan olarak …

Yayınlanan

üzerinde

Esrarengiz olaylar serimizde bu hafta; eğlencesi, barları ve caz müziği ile ünlü New Orleans’ı kana bulamış, kendisini görünmez bir şeytan olarak adlandıran New Orleans Baltacısı bulunuyor.

“Bu gece her evden caz müziği duymazsam hepinizi öldürürüm” diye tehdit ederek tüm New Orleans’da korku dolu caz şöleni yaşatmayı başaran katile, uykularında avla balta ile saldırdığı kurbanlarına ve olağan şüphelilere birlikte göz atalım.

Katil, kurbanlarının baltalarıyla cinayetleri işledi

1918 yılının Mayıs aylarında, caz müziğin tavan yaptığı New Orleans, ABD’de herkesin hayatını kabusa çeviren bir seri katil ortaya çıktı. New Orleans Baltacısı, (Axeman of New Orleans) adı verilen ve hiçbir zaman kimliği tespit edilemeyen bu adam, 9 ay gibi bir süre içerisinde 12 kişiye vahşi bir şekilde saldırdı, 6’sını da öldürmeyi başardı.

Katilin öldürmek için kullandığı tek bir yöntem vardı; hava karardığı zaman insanların yatak odalarına girer, kimisini uyurken kimisini de uykuya dalmak üzereyken öldürürdü. İşin en kötü kısımlarından birisi de katil hiçbir zaman öldürmek için kendi baltasını ya da bıçağını kullanmaz, evine girdiği kurbanın odasında ya da mutfağında ne bulursa onunla cinayeti işlerdi.

İlk kurbanlar; Catherine ve Joseph Maggio

Şimdi 23 Mayıs 1918 tarihine gidiyoruz. Catherine Maggio ve eşi Joseph Maggio, New Orleans Baltacısı’nın ilk kurbanları olacaklarından habersiz bir şekilde yatak odasında uyurken saldırıya uğradı. Catherine’in kafası vücudundan tamamen kopmuş bir haldeydi, Joseph’in de boğazı başta olmak üzere her yerinde derin kesikler vardı. Vahşice öldürülen çifti ilk bulan kişi, Joseph’in abisi oldu.

Elbette ilk yapılan şey polisi çağırmak oldu. Eve gelen polisler, öncelikle katilin kullandığı silahı tespit etmek istedi. Giriş kapısının alt kısmında kocaman bir delik bulunuyordu ve katilin ilk başta balta kullandığı çok belliydi. Ancak Catherine ve Joseph’in vücudundaki bazı kesikler, baltadan çok daha küçük bir silahın kullanıldığını gösteriyordu.

Yapılan araştırmalar sonucunda korkunç bir detay ortaya çıktı; New Orleans Baltacısı, Catherine ve Joseph’in boynunu ilk önce jiletle kesmiş, ardından kafalarını koparabilmek için balta kullanmıştı. İşin en trajikomik kısmı da katil, çifti öldürmek için kullandığı baltayı olay yerinde bırakmış ve buna rağmen polis, o dönemde parmak izi kayıtları bu kadar gelişmediği için hiçbir kanıt toplayamamıştı.

Louis Besumer, saldırıdan sonra hayatta kaldı

Maggio çiftinin cinayetinin üzerinden 1 ay geçti ve 28 Haziran tarihinde katil, rotasını Louis Besumer ve Anna Lowe’a çevirdi. New Orleans Baltacısı cinayet silahı için yine eve ait olan bir baltayı seçti ve çiftin kafalarına birer darbe indirdi.

Sabah saatlerinde bir fırıncı tarafından bulunan Lowe ve Besumer, mucizevi bir şekilde hala yaşıyordu. Anna’nın sol kulağı, baltanın darbesiyle tamamen kopmuştu ve ikili, kafalarından akan kanla göle dönüşen yatağın içerisinde kurtarılmayı bekledi. Çiftin hastaneye götürüldüğü sırada herkes onları evli sanıyordu ancak daha sonrasında Anna’nın Louis’nin metresi olduğu ortaya çıktı.

Hastanede uzun bir süre sonra kendine gelen çiftin verdiği ifadede kayda değer bir şeyler yoktu. Katil kurbanlarını uykuda yakalamıştı ve kafalarına balta ile aldıkları darbe, her detayı bulanıklaştırmaya yetmişti. Polisin aklına ilk önce soygun geldi ancak evdeki tüm eşya ve paralar yerli yerinde duruyordu.

Polis, Besumer’in Nazi ajanı olabileceğinden şüphelendi

Polis, işini yapıyor gibi gözükmek için Besumer’in haftalar önce işe aldığı 41 yaşındaki adamı gözaltına aldı ancak ellerinde adamı hapishanede tutacak hiçbir delil yoktu. Rotayı Besumer’in evine çeviren yetkililer, Besumer’in çöpünde Almanca, Yidiş (Yahudilerin kullandığı bir dil) ve Rusça mektuplar buldu. Polise göre bu mektuplar Besumer’in Alman bir casus olduğunu gösteriyordu ve hastaneden yeni çıkan adam, derhal karakola götürüldü.

Polisin elindeki hiçbir delil elbette Besumer’i suçlamak için yetmedi ancak bu sırada Anna Lowe’un verdiği ifadeler de akılları karıştırıyordu. Besumer’in metresi olduğunu artık tüm basın öğrenmişti ve Lowe sürekli sevgilisini suçlayan ithamlarda bulundu. Polise Besumer’in casus ve New Orleans Baltacısı olduğunu söyleyen Lowe’a kimse inanmadı ve kadın, tamamen felç kalan sol yüzünün tedavisi için girdiği ameliyattan sağ çıkamadı.

Belirli aralıklarla cinayetler işlenmeye devam ediyor…


New Orleans Baltacısı’nın saldırdığı evler

2 ay sonra New Orleans Baltacısı, 8 aylık hamile Anna Schneider adında bir kadına yine uykusunda saldırdı ve Anna, kafatasından ağır darbeler almasına rağmen yaşamayı ve olaydan 2 gün sonra çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmeye başardı. Olay yerini inceleyen polisler için bu olay yerinin de önceki evlerden hiçbir farkı yoktu; evden hiçbir şey çalınmamıştı ve katil cinayet aletini yine kurbanın evinden seçmişti.

Korkunç cinayet teşebbüsünün ardından sadece 5 gün geçmişken, katil bu sefer de 60 yaşındaki Joseph Romano’ya saldırdı. Romano’nun kanla kaplanmış vücudu yeğenleri Pauline ve Mary tarafından bulunsa da yaşlı adam Anna Schneider kadar şanslı değildi.

New Orleans Baltacısı’nın nasıl göründüğü ilk defa ortaya çıkıyor


Baltalı katile ait olduğu düşünülen bir fotoğraf

Pauline ve Mary, belki de New Orleans Baltacısı’nı gören ilk tanıklar haline geldi. Amcalarının vücudunu buldukları odaya girdikleri anda katil alelacele bir şekilde kaçmaya başladı. İki genç kız, New Orleans Baltacısı’nı şu şekilde tarif etti; “Uzun boylu, koyu tenli ve takım elbise giyen bir adamdı. 45 – 50’li yaşlarında gözüken adam, büyük bir palto ve fötr şapka takıyordu.”

Romano’nun ölümünden sonra New Orleans’ı adeta bir kaos kapladı. İnsanlar baltalı katilin evlerine girmesinden korkarak paranoyaklaşmaya başladı ve birçok kişi New Orleans’ın arka sokaklarında baltalı katili gördüklerini iddia etti. Gazetelerde katil hakkında haberler çıkmaya başladı ve yetkililer, gece saatlerinde insanları uykusunda avlayan baltalı katil için New Orleans sakinlerini uyarmaya başladı. Yeni bir cinayetin engellenebilmesi için bir dizi önlem alındı ve neredeyse her sokak başında bir polis görevlendirildi.

Alınan önlemler bir süreliğine olsa da işe yaradı ve mart ayına kadar New Orleans Baltacısı’ndan bir ses çıkmadı. Katil soğuk bir mart ayında geri döndüğünde ilk olarak çocuklu bir aileyi öldürmeye çalıştı.

10 Mart 1919 tarihinde yaş olayda Rose Cortimiglia, kocası Charles’ın boğuşma seslerine uyandı ve kocasının eli baltalı bir adama karşı mücadele verdiğini gördü. Bu mücadelede kaybeden Charles oldu ve baltalı katil ilk önce Charles’a, ardından Rose’a ve en son çiftin küçük bebeklerine balta ile saldırdı. Charles ve Rose olaydan sağ çıkmayı başardı ancak ne yazık ki küçük bebekleri acımasız bir şekilde öldürüldü.

Cinayetten 5 gün sonra katil, polise ürkütücü bir mektup gönderiyor

New Orleans’a korku ve panik bir kez daha hakim olmuşken, polis merkezine baltalı katilden bir mektup geldi. Aşağıdaki mektuptan da anlayabileceğiniz üzere baltalı katil, New Orleans’a dehşet saçmak için yemin etmiş gibiydi.

Sevgili ölümlüler,

Beni hiçbir zaman yakalayamadınız ve yakalayamacaksınız da. Dünyayı saran oksijen bile beni göremez, bu yüzden siz de beni hiçbir zaman göremeyeceksiniz. Sizler gibi insan değil, ateşler içindeki cehennemden gelmiş bir şeytanın ruhuyum. Siz Orleans sakinlerinin ve salak polislerin New Orleans Baltacısı dediği katilim.

Polisin bir hayli salak olması sadece beni değil, Satanik efendimizi de bir hayli eğlendiriyor. Yine de onlara tetikte olmasını ve kim olduğumu daha fazla kurcalamamaları gerektiğini söyleyin. Eğer beni araştırmaya devam ederlerse, New Orleans Baltacısı’nın gazabı ile karşılaşarak keşke doğmasaydım diyecekler.

New Orleans sakinleri, benim acımasız bir katil olduğumu düşünebilirsiniz. Zaten öyleyim ancak beni zorlarsanız ne kadar ileriye gideceğimi tahmin bile edemezsiniz. Ölüm meleği ile bir hayli yakın olduğumu söylemem gerekiyor. Tek bir emir ile en iyi insanlarınızı doğramaktan asla çekinmem.

Şimdi konumuza gelelim. Önümüzdeki salı günü, dünya saati ile saat 12.15’te New Orleans’tan geçeceğim. Son bir damla kalan merhametimle birlikte sizlere bir teklif sunuyorum. Sıkı bir caz müzik hayranıyımdır ve cehenemmdeki tüm kötü ruhlar şahidim olsun ki evinden caz müzik sesi gelen herkesi o gece bağışlayacağım. Salı akşamı evinden caz müzik sesi gelmeyen insanlar, baltamın tadına bakacaklar.

Mektuptan sonra o gece kimse öldürülmedi

Tıpkı New Orleans Baltacısı’nın dediği gibi salı gecesi evlerden ve barlardan caz müzik sesleri yükseldi ve o gece New Orleans’ta öldürülen kimse olmadı. 10 Ağustos günü ise katil, insanları öldürmek için geri döndü. Steve Boca, 10 Ağustos gecesi kendi yatağında uyurken New Orleans Baltacısı tarafından saldırıya uğradı ve katil kaçtıktan sonra Boca, komşusunun evine doğru kendini sürükledi.

Boca o geceden sonra hafızasını tamamen kaybetti ve bir daha hiç eskisi gibi olamadı. Hafızasını kaybettiği için ne saldırı anını hatırladı, ne de kafasındaki balta izinin nasıl oluştuğunu. New Orleans Baltacısı, daha sonra Sarah Laumann’a, ardından 27 Ekim 1919 tarihinde de Mike Pepitone’a saldırdı.

Kendisini şeytan olarak tanıtan baltalı katilin kurbanlarına yaşattıkları dehşet bu kadardı. Azılı katil, 1 yıldan daha kısa bir süre içerisinde toplamda 12 kişiye acımasızca saldırdı, kimisi bu saldırıdan kurtulabilirken kimisi aldığı yaralar yüzünden hayata veda etti. Kim olduğu asla tespit edilemeyen katil için ortaya teoriler atılmaya başlandı. Dilerseniz bu teoriler neler, birlikte bakalım.

Teori 1: Tüm cinayetleri aynı kişi işlemedi

Ortaya atılan ilk teori, 12 saldırının da aynı kişi tarafından gerçekleştirilmediğiydi. 12 kurbandan bir çoğunun saldırıya uğraması için kişisel nedenleri vardı ve bu yüzden bazı cani ruhlu insanların, New Orleans Baltacısı paniğinden yararlanarak cinayete teşebbüs edebilecekleri düşünüldü.

Polis Mike Pepitone’u öldüren kişinin mafya, Anna Lowe’u öldüren kişinin de Nazi casus olduğunu düşündükleri Louis Besumer olduğunu düşündü. Besumer, ilerleyen dönemde Anna Lowe’u öldürmekten hapse atıldı ancak hiçbir zaman New Orleans Baltacısı olarak nitelendirilmedi.

Teori 2: New Orleans Baltacısı, doğaüstü bir varlıktı

Ortaya atılan bir diğer iddia, baltalı katilin doğaüstü bir varlık olduğu ve bir duman şeklinde evlerin içine sızarak büyük bir adama dönüştüğü doğrultusundaydı. Katilin kendini şeytanın yeryüzünde vücut bulmuş hali diye tanıtması da bu iddiaları güçlendirdi ve adam, bir şehir efsanesi haline geldi.

Bu teorinin son derece komik olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Öncelikle adamın elinde balta gibi ölümcül bir silah var ancak kurbanlarının çoğu saldırıdan sonra yaşamayı başarabiliyor. İnsan dışı bir varlıktan bahsediyor olsaydık katilin saldırı ve ölüm oranının çok daha yüksek olacağını düşünüyorum.

Teori 3: Katil, Joseph Mumphery


Fotoğrafın Joseph’e ait olduğu düşünülüyor

Üçüncü ve son teoriye geçmeden önce, New Orleans Baltacısı son kurbanlarına bir göz atalım. Katil, Mike ve Esther Pepitone’a yine uyurken saldırıyor ve Mike, saldırıdan 2 saat sonra hayatını kaybederken Esther bir şekilde yaşamayı başarıyor. Saldırı sonrasında ifade veren Esther evde bir değil, üç katilin olduğunu belirtiyor.

Esther 1 yıl sonra Los Angeles’a taşınıyor ve burada Angelo Albano ile evleniyor. Albano, evliliklerinin birinci yılında garip bir şekilde ortadan kayboluyor.Kısa bir süre sonra Joseph Mumpfrey, Esther’in evine girerek 500 dolar ve kadının mücevherlerini talep ediyor, eğer vermezsen seni de eski kocan gibi öldürürüm diyor.

Esther soğukkanlılıkla çekmecesine yaklaşıyor ve silahına uzandığı gibi 3 el ateş ederek Joseph’i öldürüyor. Polis merkezine götürülen Esther, Joseph’in New Orleans Baltacısı olduğunu, kocasını baltayla öldüren adamın o olduğunu söylüyor.

Joseph hakkında araştırma yapan polis, adamın New Orleans’ta bir şantaj şebekesi yönettiğini, İtalyanlara karşı ırkçı bir yaklaşımının olduğunu öğreniyor. Baltalı katilin neredeyse tüm kurbanların ya İtalyan, ya da İtalya ile bir bağlantısı olan insanlar olduğu ortaya çıkıyor.

Joseph Murphy, son 10 yılda birçok kez hapse girip çıkmış ve ne tesadüftür ki hapiste olmadığı zamanlarla cinayetin işlendiği zamanların birbiriyle uyuştuğu ortaya çıkıyor. Polis hiçbir zaman Joseph’i ve New Orleans Baltacısı ile doğrudan bağdaştıramıyor ancak adamın ölümünden sonra bir daha baltalı cinayet de işlenmiyor.

New Orleans gibi sadece eğlenceyle anılan şehri bir dönem dehşete düşürmüş, insanları uyumaktan korkar bir hale getirmiş baltalı katilin gerçekten kim olduğu, Joseph’in cinayetlerle bir bağlantısı olup olmadığı 102 yıldır gizemini korumaya devam ediyor.

İlan
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yararlı Şeyler

‘Buda’cı ‘Tao’cu iş insanına dava! ‘Bir bayanla inzivaya gitti’

Ünlü bir markanın Türkiye satış direktörü olan C.E.’nin, evlerinde Budizm ve Taoizm ayinleri yaptığını, kendisini dövdüğünü, bir kadınla …

Ünlü bir markanın Türkiye satış direktörü olan C.E.’nin, evlerinde Budizm ve Taoizm ayinleri yaptığını, kendisini dövdüğünü, bir kadınla birlikte ‘inziva’ adı verilen etkinlikle Çin ve Hindistan’a gittiğini iddia eden 19 yıllık eşi P.E., 2.5 milyon liralık tazminat isteyip boşanma davası açtı. İddiaları reddeden ve karşı boşanma davası açan C.E. ise bu çalışmaları ailesini daha mutlu etmek için yaptığını söyledi.

İstanbul Aile Mahkemesi’ne açılan davaya göre; P.E. ile C.E.’nin evliliklerinden iki çocukları oldu.

Okumaya devam et

Trendler