Logitech G29 Direksiyon Seti İncelemesi - Birnebze.com
Bizimle iletişime geçin

Bilim&Teknoloji

Logitech G29 Direksiyon Seti İncelemesi

Simülatör dünyası her geçen gün büyümeye devam ederken elbette bu dünyayla tanışan insan sayısı da aynı şekilde artıyor. Sanal ortamda muhteşem …

Yayınlanan

üzerinde

Simülatör dünyası her geçen gün büyümeye devam ederken elbette bu dünyayla tanışan insan sayısı da aynı şekilde artıyor. Sanal ortamda muhteşem rekabetleri ve eğlenceli anları gören ya da yarışmak dışında kendisi ya da arkadaşlarıyla araç sürmek isteyen çoğu kişi, Google’ı açıp ‘direksiyon seti’ aramasını kesinlikle gerçekleştiriyor.

Karşımıza pek çok direksiyon seti modeli özellikle fiyatı ‘uygun’ olan direksiyonların çoğu, maalesef üretim kalitesinden yoksun ve sizi bu dünyadan soğutacak bir deneyim vadediyor. Biraz araştırma yapan herkesin karşısınaysa başlangıç seviyesi için artık aynı fiyat seviyesinde olan standart seçenekler dökülüyor. Bu seçeneklerden biriyse benim de tercih ettiğim direksiyon seti Logitech G29. Peki, 2015 yılında piyasaya sürülen bu direksiyon seti nasıl bir deneyim sunuyor? Artıları ve eksileri neler? Bu soruların cevabını, kendi deneyimimle sizlere olabildiğince net ve açık bir şekilde aktaracağım. Tabii uzun uzun okumak istemeyenler için genel bir özet sunmadan geçmeyelim:

  • Not: Yazı boyunca aktardıklarım, direksiyonun Xbox destekli modeli olan G920 için de aynı olacaktır.

Logitech G29 direksiyon seti incelemesi:

Logitech G29’u kim almalı?

  • Simülatör dünyasıyla ilk defa tanışmak isteyenler ve bu tanışmayı en sorunsuz bir şekilde yapmak isteyenler,
  • PlayStation ve PC sahipleri (Xbox sahibiyseniz G920’yi tercih etmelisiniz. İki direksiyon seti de aynı donanımı taşıyor, tek fark konsol desteği),
  • Rahat ve sorunsuz bir sürüş deneyimi yaşamak isteyenler,
  • Uzun yıllar dayanacak bir direksiyon isteyenler.

Artı yönleri:

  • 900 derece dönme açısı,
  • Malzeme kalitesi,
  • Elinizin klavyeye gitmesini engelleyecek derecede fazla tuş,
  • Hem yarış araçlarını hem normal araçları garipsettirmeden kullandıran direksiyon tasarımı,
  • Yazılım desteği,
  • Neredeyse her oyunun destek sunması,
  • Üçüncü taraf parçalarla özelleştirilebilir olması,
  • Yeni nesil konsol (G29’da PS5, G920’de Xbox Series S/X) desteği.

Eksi yönleri:

  • Geri tepkiyi dişli sistemiyle iletmesi,
  • Geri tepkinin sesli olması,
  • Geri tepkide ölü alan bulunması,
  • (Kişisel) Fren pedalının yumuşaklığı,
  • Fiyatı (Genel teknolojik ürün sorunu).

Kendi deneyimim:

Neden Logitech G29’da karar kıldım?

Google’da giriş seviyesi için düzgün bir direksiyon seti arayan herkes, özellikle fiyat konusunda iki seçenekle karşılaşıyor: Logitech G29/G920 ve Thrustmaster T150 Pro Force Feedback. Ben de bu iki seçenekle karşılaştım ve karar vermek için kullanıcılara başvurdum. Okuduğum tüm incelemeler, bana aradaki en büyük farkın direksiyonların force feedback’lerinde, yani aracı sürerken titreşimle verdikleri geri tepkide olduğunu gösterdi.

Bunu ele aldığımda elbette Thrustmaster T150 Pro öne geçen seçenek olmuştu. Fakat iki ürünün resimlerini yan yana getirdiğimde dürüst olmak gerekirse seçimim çoktan belli olmuştu. Thrustmaster, dümdüz, kıvrımsız ve tamamen plastik olan bir tasarım ve küçük pedallar taşırken Logitech G29, deri işlemeli ve daha ‘tutulur’ gözüken bir direksiyon, daha büyük ve şık pedallar ve elbette daha fazla tuşa ev sahipliği yapıyordu. Force feedback konusunu pek de kafama takma (belki de takmalıymışım) siparişi verdim.

Bugüne kadar elde ettiğim deneyim:

Özet geçmek gerekirse direksiyon, uzun yıllar boyunca bakım yaptığınız takdirde sorun yaratmayacak bir yapıya sahip. Sürüş kısmında direksiyonda ve pedalda yaptığınız her hareket oyuna gecikme olmadan ve yüksek doğrulukta aktarılıyor. Force feedback konusunda kötü yorumlarım olsa da genel olarak özellikle giriş seviyesi için bu direksiyonun çok iyi bir seçim olduğunu söyleyebilirim. Şimdi başlayalım başlık başlık anlatmaya.

Direksiyonun kendisi:

Direksiyon setinin deneyimlerini aktarmaya başlarken, doğrudan simitten başla pedallara kadar ineceğim. Direksiyonun simidindeki deri kaplama, fazlasıyla tatmin edici ve hoş bir tutuş hissiyatı sunuyor, direksiyonun en sevdiğim kısmı da burası. Direksiyon ortasında yer alan 19 ayrı tuş da yarış simülatörlerinden tırlara birçok oyunda doğru tuş atamaları yaptığımda klavyeye ihtiyaç duymamamı sağlıyor.

Direksiyon simidinde ve kontrolcüde aktarabileceğim tek bir sorun bulunuyor: Resimde gördüğümüz kırmızı ufak simit, işlevsel bir tuş. Fakat bu tuş oyunlarda muhteşem bir kullanım sunabilecekken (Örnek: F1 2020’de ERS ve diferansiyel gibi ayarlar) her nedense bunu gerçekten yapamıyor. Simidi her döndürdüğünüzde tuşa basmış gibi bir his alıyor olsanız da tuş, kafasına göre istediği zaman ve açıda çalışıyor. Bu da istediğiniz şekilde bir ayar yapmanızı engelliyor. Diğer tuşlardaysa ne fonksiyon ne de hissiyat konusunda hiçbir sorun yaşamadım.

Kulakçıklar:

Logitech G29’un kulakçıkları, direksiyonu yarış yaparken tam kavradığınızda gerçekten güzel bir his sunuyor. Malzeme kalitesi açısından hiçbir olumsuzluğu bulunmayan direksiyonun çubukları da tamamen paslanmaz çelikten yapılmış. Fakat bu çubuklar hakkında aktarabileceğim tek olumsuz şey, herhangi bir dirence sahip olmamaları. Çubuklar, bir kulakçık için fazlasıyla yumuşak. Vites artırmaya kalktığınızda somut bir deneyim yaşamıyorsunuz. Bu durumsa direksiyona takılan basit mıknatıslı aparatlarla çözülebiliyor.

Gelelim o kutunun içine:

Logitech G29’un içinde fiyatına göre işini fazlasıyla iyi yapan iki motor bulunuyor. Bu iki motor, direksiyonda bulunan dişli sistemini (sarmal) hareket ettirerek oyun içindeki olayları hissetmenizi sağlıyor. Fakat deneyimi bir nebze kötü yapan şey de bu sistemden doğuyor. Dişli sistemi, doğası gereği akıcı bir tepki sunamıyor. Örneğin özellikle yüksek hızda dönüş yaparken direksiyonu çevirmeye çalıştığınızda dişlilerin tek tek geçişini hissedebiliyorsunuz.

Aynı şekilde yine dişli sisteminden kaynaklı olarak farklı bir sorun daha bulunuyor. Direksiyonda geri tepkiyi hissetmenizi engelleyen, o anki pozisyonda hem sağa hem sola eşit bir şekilde yayılan bir ‘ölü alan’ bulunuyor. Bu alan yalnızca birkaç milimetre de olsa hassas bir şekilde direksiyon çevirmeye çalıştığınızda size hiçbir direnç göstermediğinden aniden direnç gösteren noktaya geçtiğinizde deneyiminizi olumsuz etkileyebiliyor.

Force feedback kaynaklı bir diğer şikâyet konusuysa cihazın çıkardığı ses. Normal bir pistte sürerken kerb’lerden geçtiğiniz zaman eğer force feedback, oyunda sonuna kadar açılmış durumdaysa komşularınız evinizde kırıcı matkap çalıştırdığınızı sanabilir. Force feedback sonuna kadar açılı değilken de direksiyonu kullanmanız, gece saatlerinde sıkıntı yaratabilir.

Bu söylediklerimden Logitech G29’un force feedback kalitesinin yerlerde olduğunu algılayabilirsiniz. Fakat durum tam olarak bu değil. Direksiyon, genel anlamda iyi bir deneyim sunuyor. Arabanın döndüğünü, kaydığını, viraja hızlı girdiğinizi ve düz olmayan bir zeminde olduğunuzu gayet iyi hissedebiliyorsunuz. Yine de force feedback’e fazlasıyla önem verecek birisiyseniz, bu konuda setin en büyük rakibini, Thrustmaster T150 Pro’yu tercih edebilirsiniz. Thrustmaster, Logitech’ten farklı olarak daha hassas ve sessiz çalışan kayış sistemiyle force feedback deneyimi sunuyor.

Pedallar:

Logitech G29, bugün 50 bin TL’ye kadar satın alabileceğiniz arabaların çoğundan daha iyi bir pedal malzemesine sahip. Pedalların yüzleri ve gövdeleri de tıpkı kulakçıklar gibi paslanmaz çelikten yapılmış. Gaz pedalı yumuşak ve güzel bir deneyim sunarken debriyaj, hafif ve yerinde bir dirençle kendisini gaz pedalından ayırıyor.

Fakat iş fren pedalına gelince debriyaj ve gazın kendi alanında sunduğu deneyimin kalitesini bulamıyorum. Diğer iki pedal olması gerektiği gibiyken fren pedalı tam olarak öyle değil. Pedal, bir noktaya kadar hemen hemen debriyajla aynı yumuşaklığa sahip. Bu yumuşaklığın ardından basit plastik bir parçanın yay mekanizmasına eklenmesiyle oluşturulan aşırı yapay bir sertlik bulunuyor. İkisi arasındaki geçiş de deneyimi kötü etkileyebiliyor.

Logitech, fren pedalında gerçek arabalarda olduğu gibi giderek sertleşen bir direnç sunmak istemiş. Fakat bunu yansıtmayı başaramamış. Sert kısma kadar olan fren mesafesi, oyunlarda %70-80 frenleme olarak yansıyor, sert kısımda fren %100’e tırmanıyor. Yumuşak kısım, yumuşak fren yapmak istediğinizde ayaklarınızı çok hassas kullanmanızı gerektiriyor. Öte yandan sert fren yapmak istediğimde ilk başta hissettiğim yumuşaklığı saymazsam, plastik parça sayesinde en azından frene gerçekten abandığınızı hissedebiliyorsunuz. Yumuşak kısım, ilk başta çok canımı sıkmış olsa da kullandıkça alıştım.

Üçüncü taraf modifiyeler:

Logitech G29’un en güzel yanlarından birisi de her yönüyle özelleştirilebiliyor olması. Direksiyon simidini GT, F1 vs. araçların simitleriyle değiştirmek isterseniz, internette pek çok satıcıdan alabileceğiniz modeller mevcut ve birkaç vidayı çıkarıp yeniden yerine takarak simidi değiştirebiliyorsunuz. Aynı şekilde fren pedallarını içinde bulundukları plastik kasadan çıkararak hazır pedal platformlarına ya da kendi oluşturduğunuz bir platforma yerleştirebiliyorsunuz. Az önce bahsettiğim gerçekçi olmayan fren hissi sorununu da fren yayını değiştirerek halledebiliyorsunuz. Bunu ben de en kısa süre içinde yapmayı planlıyorum.

Bakımını yaptığınız sürece kullanım en iyi düzeyde oluyor:

Logitech G29’un bakım gerektirdiğini aklınızın bir köşesine yazmanız gerekiyor. Ben, her birkaç ayda bir direksiyonun içini açarak dişli sistemini yeniden gres yağıyla yağlıyor, pedalların devrelerini de kontakt spreyle temizliyorum. Aynı şekilde benim gibi G29 Shifter da satın aldıysanız, içini açarak genel bir temizlik yapmanızda fayda var. Tüm bu süreç maksimum 90 dakika sürüyor. Bakım yapmadığınız takdirdeyse pedalların zaman zaman yanlış tepkiler verdiğini görebilir, direksiyonun da akıcı bir deneyim sunmadığını net bir şekilde görebilirsiniz.

Thrustmaster yerine G29 tercih etmenizi sağlayacak bir neden:

Bir direksiyon setinin deneyimini artırmak için en büyük yardımcılardan birisi de vites kutuları. Hem Logitech G29 hem de Thrustmaster T150 Pro, aynı kutu içinde vites kutusuna ev sahipliği yapmıyor. Fakat iki marka ve model arasındaki en büyük farklardan biri de burada doğuyor. Logitech’in G29 Shifter vites kutusu, günümüzde 650 – 750 TL aralığında satın alınabiliyor. Thrustmaster T150 Pro’ya uyumlu olan TH8A vites kutusuysa neredeyse direksiyonun kendisi kadar pahalı. Thrustmaster vitese sahip olmak için yaklaşık 3.000 TL’yi daha cebinizden çıkarmanız gerekiyor.

Merak edenler için G29 Shifter hakkında:

Logitech G29’la birlikte G29 Shifter vites kutusunu da satın almayı tercih ettim. Vites kutusu, zaman zaman bahsettiğim bakımsızlık nedeni dışında hiçbir sorun yaşatmadı. Viteslerin yanlış geçtiğini gördüğümde içini açıyor ve temizleyip yeniden takıyorum; her şey tıkır tıkır çalışıyor. Vites kutusunun genel hissiyatı da gayet yerinde G29 Shifter’da zorla şikâyet edebileceğim tek konuysa bir önceki model olan G27’deki tuşlardan yoksunluğu. Be Logitech, ne olurdu G29 Shifter’a da aynı tuşları koysaydın?

Logitech G29 ya da G920 alınır mı?

Simülatör dünyasına atılmak isteyen ve bahsettiğim sorunlardan etkilenmeyecek (özellikle rakibindeki force feedback avantajına rağmen) herkes, Logitech G29’u satın alabilir. Fakat şunu söylemek gerekiyor ki yurt dışında ‘giriş seviyesi, fiyat/performans’ olarak betimlenen direksiyon seti ve rakip direksiyon setleri, kesinlikle bu fiyatları hak etmiyor (yazıyı yazdığım an itibariyle G29 Shifter olmadan en ucuz 3.599 TL). Ancak fiyatı bir kenara bırakıp yalnızca seviyeye bakarsak, G29 kendi sınıfında oldukça iyi bir alternatif. PlayStation 5 ve Xbox Series S/X (G920) desteklerinin sunuluyor olması da bu direksiyonların daha fazla ömre sahip olduğunu gösteriyor.

Logitech G29 hakkında merak ettiğiniz veya bahsetmeyi unuttuğumu düşündüğünüz şeyler varsa, yorumlarda belirtebilirsiniz.

Eğer Logitech G29 direksiyon seti almayı düşünüyorsanız aşağıdan ulaşabilirsiniz:

  • Amazon
  • GittiGidiyor
  • n11
İlan
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim&Teknoloji

Android Telefon Nasıl Hızlandırılır:A’dan Z’ye Android Suratı Artırma Yolları

Android nasıl hızlandırılır? Android telefonu hızlandırma yöntemleri neler? Chip dergisi arşivinden (2020) bu soruların yanıtı veriyoruz: İşte …


Warning: Use of undefined constant php - assumed 'php' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home3/birnebze/public_html/wp-content/themes/zox-news/parts/post-single.php on line 521
Android nasıl hızlandırılır? Android telefonu hızlandırma yöntemleri neler? Chip dergisi arşivinden (2020) bu soruların yanıtı veriyoruz: İşte Android hızlandırma için uygulanabilecek yöntemler:Ortalama bir kullanıcı, akıllı telefonunu günde iki saatten fazla kullanıyor. Bu oran, kullanıcı yaşı ile ters orantılı. Yani kullanıcı yaşı gençleştikçe telefona ayrılan vakit artıyor. Çeşitli çalışmalara göre, akıllı telefonumuzu onlarca defa elimize alıp kilidini açıyoruz. Bu sık ve kısa süreli kullanımlar, bir süre sonra telef
Okumaya devam et

Trendler